MAXMUR MÜLTECİ KAMPINA İLİŞKİN GÖÇ PLATFORMUNUN YAPTIĞI ARAŞTIRMA İNCELEME RAPORU

 

29 NİSAN-4 MAYIS 2007

DİYARBAKIR GÖÇ-DER
BATMAN GÖÇ-DER
İSTANBUL GÖÇ-DER
AKDENİZ GÖÇ-DER
VAN GÖÇ-DER


GEREKÇE

Maxmur Mülteci Kampı, Maxmur ilçesinin kuzeyinde ve yaklaşık bir kilometre uzaklıktadır. Kampta bulunanların tümü Türkiye'de yaşanan şiddet ortamından dolayı göç etmek zorunda kalan Kürtlerdir. Maxmur Mülteci Kampı 1998 yılı mayıs ayında açılmıştır. Platform olarak; burada yaşanan sorunları tespit etmek, ulusal ve uluslar arası bir konu olduğu için taraflarla görüşüp soruna çözüm önerileri geliştirmek üzere, 29 Nisan 2007 tarihinde söz konusu kampa giderek zorunlu göç mağdurlarının sorunlarını ve taleplerini yerinde inceledik ve raporlaştırdık.

HEYETİN OLUŞUMU

Maxmur Kampı'nda kalan mültecilerle ilgili olarak geçtiğimiz ay Cenevre'de yapılan ve Türkiye Irak ve BM'den temsilcilerin katıldığı toplantıda herhangi bir sonuca ulaşılamaması üzerine; Diyarbakır GÖÇ-DER Yönetim Kurulu Üyesi Yüksel Burtakal, Batman GÖÇ-DER Başkanı Hayrettin Çelik, İstanbul GÖÇ-DER Başkanı Şefika Gürbüz, Akdeniz GÖÇ-DER Yönetim Kurulu Üyesi Veysi
Öner ve Van GÖÇ-DER Başkanı Gıyasettin Gültepe'nin yer aldığı bir heyet oluşturuldu.

MAXMUR KAMPI
Maxmur, Irak'ta Musul'a bağlı bir ilçedir. Maxmur Mülteci Kampı, Maxmur ilçesinin kuzeyinde ve ilçe merkezine yaklaşık bir kilometre uzaklıktadır. Kampta bulunanların tümü Türkiye'de yaşanan şiddet ortamından dolayı göç emek zorunda kalan Kürtlerdir. Maxmur Mülteci Kampı 1998 yılı mayıs ayında
açılmıştır.

Bilindiği gibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile PKK arasında 15.08.1984 tarihinde başlayan ve 1990'lı yıllarda şiddetlenen çatışmalar, devleti çeşitli arayışlara yöneltti. Bunlardan birisi de özellikle kırsal kesimde yaşayan sivil halkın potansiyel tehlike görülmesiydi. 1990'lı yılların başında başlayan ve daha sonra artarak devam eden köy yakma ve boşaltma uygulamaları yaşandı. Ülke içinde yerinden edilen Kürtler genellikle metropollere yerleşti. Ancak bunlardan bir bölümü -ki çalışmamızın esas
konusunu teşkil etmektedir- sınırları da aşan bir zorunlu göçe tabi tutuldu. 1993 ve 1994 yıllarında başta Şırnak ve Hakkari merkez ve ilçelerine bağlı köylerden zorunlu göç sonucu binlerce kişi sınırları da aşarak Kuzey Irak'a sığınmak zorunda kaldı. İlk göç 7 Nisan 1994 tarihinde Şırnak'ın Uludere ilçesine bağlı köylerden başladı. Bunu Çukurca, Beytüşşebap, Şırnak, Hilal, Yüksekova, Cizre vd. yerlere bağlı köyler izledi. Çok zor koşullarda göç eden bu köylülerin ilk yerleştikleri bölge Etruş oldu. Etruş'tan sonra sırasıyla Ninova, Nehdara ve son olarak Maxmur'a gelindi. Kamp ilk
kurulduğunda kullanılan alan tamamen çöl, sussuz ve boş bir alandı.Bu durum çeşitli sorunlara yol açtı.Ve bu sorunlar günümüze kadar çeşitli düzeylerde devam etmektedir.

HEYETİN GERÇEKLEŞTİRDİĞİ  GÖRÜŞMELER

Heyetimiz Maxmur Kampı  Belediye Başkanı, kamp sakinleri, kampta görev yapan doktorlar,  Maxmur Kaymakamı Abdurrahman Berzenci, BMMYK Erbil Büro Sorumlusu Ferhad Abdurrahman ve Kürdistan Bölgesi Aydınlanma Bakanı Felakeddin Kakei ile görüşerek bilgi aldı.

MAXMUR KAMPI BELEDİYE BAŞKANI

Yaptığımız görüşmede Abdulkerim Tunç ; "Yapılan görüşmelerde bize geri dönersek  kovuşturmaya tabi tutulmayacağımızı ve tazminat ödeneceğini söylediler. 'Ya dönsünler ya da Irak'a entegre olsunlar' diyorlar. Ancak halen buraya gelmemize neden olan sorunlar çözülmüş değil. Kampta yaşayanlar Kürt sorunun siyasal yöntemlerle çözülmesi durumunda geri dönüş yaparlar.
Burası askeri bir kamp değil ancak Türk devletinin bu konudaki baskıları sonucu uzun zamandır BM buraya yardım etmiyordu. Hatta son iki yıldır BM bayrağını bile indirmişti. Aramadan sonra tekrar taktılar. Aramadan 15 gün önce  BM Irak Temsilcisi geldi. Buradaki PKK'lileri göndereceksiniz dediler. Halk, böyle bir şey olmadığını söyleyip karşı çıktı. 17 Ocak 2007'de genel arama, 26 Ocak'ta sayım yapıldı. Yapılan sayım sonucu 18 Şubat'ta kampta yaşayan herkese BM tarafından kimlik dağıtıldı. ABD  askerleri  ve BM yetkilileri gelmişti. Kampta bir şey bulunmadı. Kampın şu anki statüsünü korumak istiyoruz. Sayım sonucu kampta 11.980 kişinin yaşadığı tespit edildi. Kampın başta eğitim, sağlık olmak üzere birçok sorunu bulunmaktadır."
"Kampımız 4 semtten oluşuyor. Her semtte 4 mahalle var. Belediye Başkanı ve encümenler yılda bir kez halkoyuyla seçiliyor. Yeni doğan çocukları, evlilik ve ölümleri belediyeye kaydediyoruz, BM ise onaylıyor. Kamp kaydı okula gitmek için yeterli oluyor. Buradaki okullar BM ve Kürdistan Bölge Hükümeti tarafından tanınıyor. Denklik verilmiş. Latin harfleriyle Kürtçe eğitim veriliyor. Türkçe ve İngilizce yabancı dil olarak veriliyor. Türkiye'deki müfredatı izliyoruz. Liseyi bitiren öğrencilerimiz üniversite sınavlarına giriyor. Yalnız Duhok ve Erbil'deki üniversitelere gidebiliyorlar. Burada
eğitim dili soranice ve arap alfabesi olduğu için zorlanma oluyor. Böyle olmasaydı daha başarılı olunurdu." "Belediyeye ait 2 traktör var eskiden çöplerimizi kendimiz topluyorduk. Şimdi Maxmur İlçe Belediyesi, haftada bir çöp ve vidanjör arabası gönderiyor. Bunlar temizlik açısından yeterli olmuyor. Kanalizasyon sorunu var. Foseptik çukurları yılda bir kez özel şirketlere temizletiyoruz."


MAXMUR KAYMAKAMI ABDURRAHMAN BERZENCİ:

"Dört yıldır burada görev yapıyorum. Şu ana kadar olumsuz bir olayın gelişmemesi beni sevindiriyor. Ancak Türk basınının burayı farklı yansıtması hem üzücü oldu hem de bizi zorladı. Hiç kimse kendi toprağında mülteci olmak istemez. Sorun siyasidir ve çözüm yeri de Türkiye'dir."".Gerek hak ihlali gerekse insani anlamda 11 bin insanın mağduriyeti söz konusudur."

".Çok zor koşullarda kalıyorlar. Kimi yıl 10-15 çocuk akrep sokması sonucu yaşamını yitirdi. Türk medyası sık sık buraya gelip, buranın 'PKK kampı' olduğuna dair çeşitli haberler yaptı. Doğal olarak bizi de zorladı. Ancak BM ve ABD askerlerinin yaptığı aramalardan sonra medyanın yansıttığı gibi bir
yer olmadığı anlaşıldı ve biz de rahatladık. Buradaki çocukların üniversitede okumaları için yerel hükümete başvurdum ve başvuru sonucunda şu an çocuklar yüksek okullarda okumaya başladı."
".Burada ciddi şekilde su sorunu var. Ancak su sorunu sadece kampta yaşanmıyor, Maxmur'un tümünde yaşanıyor. Günlük olarak 6 saat buraya su veriyoruz. Şartlarımız ancak buna el veriyor. Ayrıca burada bir kuyu kazdık. Bir kuyu sözü de Erbil Valisi'nden aldık. Bu kuyunun da kazılmasıyla su sorunu büyük ölçüde hal edilmiş olacak."

".Aynı şekilde sağlık alanında da büyük sorun yaşanıyor. Kasabada da benzer sorunlar var. Bölge hükümeti Sağlık Bakanlığı yetkililerini buraya getirip incelemeler yaptırdım ve buraya bir ambulans aldırdım. Ancak yeterli değil. Burada bir sağlık ocağı var ancak steril bir ortam yok. Ben de farkındayım. Şu an hastalar Erbil'e götürülüyor. Ancak biz ilçede büyük bir hastane inşa
ediyoruz. Sanırım bu şekilde bu sorun da büyük oranda hal olacak."

FELAKEDİN KAKEİ
KURDİSTAN AYDINLANMA BAKANI

"Kampın bulunduğu yer Baas rejiminin hakim olduğu bir bölge idi. Hala da merkezi hükümete bağlı. BM buraya yardımlarını sürdürüyor ancak yetersiz. Biz de bunu destekliyoruz. Bizim de desteğimiz yeterli değil. Buradaki vatandaşları kendi vatandaşımız olarak görüyoruz. Sorunu siyasi olarak
değerlendiriyoruz. Bunun çözümü de Türkiye'de Kürt sorununun çözümüne bağlı. Kürt sorununun çözülmesi durumunda kamp ortadan kalkar."
".Buradaki sorunu tespit etmiş durumdayız ancak, bu konuda ilgili bir bakanlığımız yok. Bunun dışında İran ve Suriye'den gelenlerin olduğu kamplar da var. Yani bölge hükümeti için bu bir sorun ve tüm buraların BM'nin denetiminde kalması daha sağlıklı olur."
".Bunlar mülteci ama işin acı yönü kendi topraklarında mülteci konuma düşmeleri. Zaman zaman buraya heyetler gönderip ihtiyaçları tespit ediyoruz. Ve gerek yardımları göndermeye çalışıyoruz."

FERHAT ABDULKADIR
UNHCR (BİRLEŞMİŞ MİLLETLER MÜLTECİLER YÜKSEK KOMİSERLİĞİ ERBİL BÜRO
SORUMLUSU)

"Her şeyden önce mülteciliğin olmadığı bir dünya dileyerek konuşmama başlamak istiyorum. UNHCR olarak amacımız hükümetler arası görüşmeler yapmak ve soruna tarafların kabul edebileceği çözüm bulmak. Oslo'da yapılan toplantıda herhangi bir gelişme elde edilmedi. Bu nedenle önümüzdeki günlerde Cenevre'de bir toplantı daha yapılacak. BM'nin iki koşulu var;
1- Göç edenler kendi rızalarıyla dönecek.
2- Güvenli bir ortam ve güvenli bir geçiş olmalı.
Amacımız her iki tarafın da kabul edebileceği koşulların sağlanmasıdır. 1998'de geldikleri ilk günden itibaren yardımlarımız kimi zaman aksasa da devam etti ve ediyor. 2003'te Maxmur'un Irak merkezi hükümet sınırında kalması BM'nin yardımları konusunda sıkıntı yarattı. Çünkü güvenli değildi
ve Musul'a bağlıydı. Bu nedenle yardımlarımız zaman zaman aksadı. Bunun nedeni de güvenlik.
Öte yandan amacımız sadece Maxmur için değil tüm mülteciler konusunda çözüm bulmak.
17 Ocak 2007'de burada arama yapıldı. 26 Ocakta sayım ve 18 Şubat'ta da kamp sakinlerinin tek tek resimleri çekilerek kayıtları yapıldı. Bu tespitlerden sonra biz de oldukça rahatladık. Çünkü siyasi olarak sık sık gündeme gelmesi bizi de zorluyordu. Kampın sivil olup olmadığı konusunda ciddi tartışma yaşanıyordu. Sayım ve tespitlerle bu netleşti. Tespitlerden sonra BM tarafından kamp sakinlerine kimlik verildi.Ayrıca öğrenci ve el becerilerini geliştiren kadınlara belli oranda ödenek
yapılıyor. Sakatlara da belli bir ödenek yapılıyor. Musul'dan yardım gelmeyince bölge hükümeti aracılığıyla destek alıyoruz.Su sorununu bu yıl tamamıyla halletmeyi hedefliyoruz. Burada iki depo var.
Biri 450 metreküp diğeri de 150 metreküp. 150 metreküp olan arızalı. Keşif yapıyoruz tamir edilebilirse tamir, olmazsa yenilenecek.Sağlık alanında da gerekli tedbirleri almaya çalışıyoruz. Irak şartlarında burada bir sağlık ocağının olması büyük bir şans sayılır."


         KADIN VAKFI TEMSİLCİLERİ:

         "Vakfımız BM tarafından tanınmış bir konumda. Burada kadın konulu çalışmalar yürütüyoruz. Kampın tüm sorunları kadınları ilgilendirse de özellikle kadınların yaşadığı sorunlar farklı. Bunların en başında sağlık sorunları gelmektedir.
            Kampta şimdiye kadar kadın doktor yoktu. Bu konuda taleplerimiz oldu. Ancak sürekli burada çalışacak bir kadın doktor sağlanamadı.  Şu an haftada bir gün kadın doktor gelip kadınları muayene etmektedir. Ancak bu ihtiyaçları karşılamamaktadır. Doğumlar genelde evde yapıldığı için sakat
doğumlara yol açabilmektedir. Bir kadın doğum ünitesinin kurulmasını istedik ancak gerçekleşmedi. Bir tane ambulans var. O da bazen bozuluyor. Acil hastaların nakli zor oluyor. Kadın hastalıklarında giderek artış var. İçme suyundan kaynaklı olarak guatr, böbrek hastalıkları çıkıyor. Yine meme kanseri ve çeşitli kanser vakaları ortaya çıkmaya başladı. Buradaki hastane sağlık ocağı gibi, doktorlar pratisyen. Eczane olmasına rağmen ücretlidir. Bazen ilaçları alamama durumu ortaya çıkabiliyor.
            Yine vakıf bünyesinde humaniter kuruluşlar tarafından kurulan çocuk sağlık merkezi var. Burada hizmetler ücretsiz veriliyor. Çocuk ölümleri son iki yıl azalsa da halen görülmektedir.
            Günde 6 saat su verilmektedir. Ancak içme suyu ile kuyu suyu aynı borulardan geçtiği için sağlıklı değil. Klorlamaya rağmen çeşitli hastalıklara yol açıyor.
           Kadınlar kampın dışında buldukları işlerde günlük olarak çalışıyorlar. Temizlik ve tarla işleri bunlar. 8-10 dinar gibi düşük ücretler alıyorlar. Yaklaşık  300 kadın bu işlerde çalışıyor.
         Burada  kızların okuma oranı oldukça fazla. Kampta 1 ana okul, 3 ilkokul, 1  ortaokul, 1 lise bulunmaktadır. Öğrencilerimizin sayısal durumu şöyle:

Ana okul : 142 kız 177 erkek  öğrenci
İlkokul : 669 kız 693 erkek  öğrenci
Orta-Lise : 464 kız 582 erkek  öğrenci
Üniversite : 43 kız 73 Erkek  öğrenci
Toplam :  1318 kız     1525 erkek
Genel toplam: 2843

Eğitim materyalleri konusunda sıkıntılar yaşanmaktadır. Bu yıl öğrencilerin kıyafetleri ve kırtasiye malzemeleri konusunda büyük sıkıntı yaşadık. Yine ana okula giden öğrenciler için oyuncak sıkıntısı vardı.Kadınlara yönelik okuma yazma kursları ve genç kızlara bilgisayar ve dil kursları düzenlenmektedir. Kampta 15 günde bir Kürtçe gazete çıkarılıyor. Gazeteyi haftalık yapmayı düşünüyoruz. Gazetemiz Kültür Bakanlığı tarafından onaylandı.

Eğitim ve öğretimin daha verimli ve kaliteli kılınması için gereksinimleri:
     Yabancı dil dersleri haricinde bütün dersler Kürtçe yapılmaktadır. Her hangi bir alanda bu yönlü eğitim çalışmaları Kürtçe yapılmadığından dolayı, kendi kaynaklarını kendileri, yaratmak durumundadır. Sınırlı imkânlara rağmen büyük fedakârlıklarla eğitim materyalleri hazırlanmış, sınırlı sayıda çoğaltılabilmiştir. Yine hazırlanan birçok eğitim materyali imkân yetersizliğinden dolayı raflarda bekletilmektedir. Bu nedenle hazırlanan materyaller öğrencilerin yararlanma düzeyini sınırlı bırakmaktadır. Sayıları 2725 civarındaki her öğrenciye ders kitaplarını çoğaltarak ulaştırabilmek
acil ihtiyaç durumundadır. Bu nedenle, bu kadar öğrenciye yetecek düzeyde kitapların yazım, basım ve çoğaltılmasını yapabilecek çapta bir matbaa, fotokopi, bilgisayar, tarayıcı ve yazıcıya ihtiyaç bulunmaktadır. Ayrıca matbaa çalışmasına yönelik diğer gerekliliklere ihtiyaç duyulmaktadır.
(kâğıt, makas, boya, zımba vb.)
Eğitim ve öğretimin fizik, kimya ve biyoloji gibi pozitif bilimler alanında belli bir nitelik sağlanmıştır. Materyal sınırlılığı ve ders kitaplarının sınırlı kalması, eğitimin soyut kalmasını ve nitelikli sonuç alıcılığını
etkilemektedir. Bu nedenle, fizik, kimya ve biyoloji ders ihtiyaçlarına cevap olabilecek düzeyde laboratuar malzemelerine ihtiyaç vardır.     Lise ders programına bilgisayar dersini alınması ve ayrıca genel öğrenciler düzeyinde bilgisayar kursları geliştirilmesi amaçlanmakta bu sebeple, en azından belli düzeyde bilgisayara ihtiyaç duyulmaktadır.    Spor dersleri ve sportif etkinliklerin yürütülmesine yönelik ihtiyaçlar; spor elbiseleri (erkek-bayan), futbol, voleybol, hentbol, masa tenisi, basketbol vb. alanlara yönelik alt yapı ve malzemeleri. Resim müzik derslerine yönelik materyaller(yağlı, solu, guvaş, pastel boya; flüt vb.)    Görsel eğitim-öğretimin geliştirilmesine yönelik televizyon, video;
derslere yönelik eğitici CD ve video kasetleri.
    Ayrıca bazı nedenlerden dolayı liseyi terk etmiş ve ortaokuldan sonra mesleki okullarda okuma istemi olan öğrencilere meslek kazandırmaya yönelik, elektrik ve kız meslek sanat okullarına ihtiyaç duyulmaktadır.
     Öğretmen bileşimi belli bir niteliğe kavuşmuştur. Bu niteliğin güçlendirilmesi ve halktan lise ve dengi okullardan mezun olmuş bireyleri öğretmen adayları olarak yetiştirmek eğitimin sürekliliği açısından gerekli olduğundan bir eğitim enstitüsüne ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmanın
yürütülmesine yönelik gerekli maddi desteğin sağlanılması beklentisi ve talebi bulunmaktadır.
     Bugüne kadar sürdürülen eğitim-öğretim faaliyetlerinde olduğu gibi günümüzde de eğitim-öğretimi sürdüren tüm öğretmenler arkadaşlar, her hangi bir yerden hiçbir maddi destek almadan bu faaliyetleri gönüllülük temelinde yürütmüşlerdir. Ne var ki öğretmenlerin yıl boyunca eğitim-öğretim
faaliyetleriyle ilgilenmeleri ve farklı gelir kaynaklarına sahip olmamalarından dolayı büyük sıkıntılar yaşadıkları anlaşılırdır. Bu nedenle, kısmi ve periyodik olarak sağlanacak maddi olanak, eğitimin verimliliğini artıracaktır.
    Okullarda eğitim dili Kürtçe ve Latin alfabesiyle yapılmaktadır. Bu durum Üniversiteye hazırlanan öğrencileri zorlamaktadır.Okullara Bölgesel Yönetim tarafından denklik verilmiştir.Liseyi bitiren öğrenciler sınavlara tabi tutularak Duhok ve Erbil'deki Üniversitelere gidebilmektedirler.Ancak
bu üniversitelerin eğitim dili Soranice ve Arap alfabesiyle eğitim görmektedir. Üniversiteyi kazanan öğrenciler ilk yıl uyum konusunda büyük zorluklar yaşamaktadırlar. Bu nedenle dil kurslarının daha kapsamlı verilmesi büyük önem taşımaktadır.

KAMPTA  GÖREV YAPAN DOKTORLAR:

(Sağlık ocağında 2'si diş olmak üzere 5 doktor ve 5 görevli bulunuyor. Bunlar BM tarafından görevlendirilmişler. Musul'dan gönderilmişler. Biri Türkmen diğerleri Arap. Bu nedenle diyalogda sorun yaşanıyor.)
        Doktorlar: "Teknik koşullar çok yetersiz, steril bir ortam yok. Burada daha çok kadın ve çocuk hastalıkları yaşanıyor. Kadınlarda rahim ağzı yaralanmaları, disk kaymaları,  çocuklarda ise böbrek iltihaplanması yaşanıyor. Bunun nedeni de burada kullanılan suyun büyük oranda kireçli
olması. Ayrıca çevre kirliliğinden dolayı brusella ve tifo hastalığı da yaşanıyor.Sağlık alanında yeterli destek yok. Defalarca baş vuruldu ancak ilaçlar çok geç gönderiliyor ya da hiç gönderilmiyor. Buraya en yakın hastane Erbil'de var. O yüzden hastaların götürülmeleri büyük bir sorun.Laboratuar var, kan tahlili, gebelik testi ve şeker testini burada yapıyoruz. Bir kadın doğum doktoru, bir çocuk doktoru ve bir pedagoga ihtiyaç var.Burada en önemli şey çocukların düzenli olarak aşı olmasıdır. Bu çıkabilecek bazı hastalıkları önlüyor."

KAMP SAKİNİ  SAİT BİLGEÇ

"Şırnak  Silopi  Germik köyündenim. 1945 doğumluyum, 1992 sonlarında yakalandım. Şırnak tugayında 1 ay tutuldum yoğun işkenceler gördüm, bu işkenceler sonucu ayağımdan sakatlandım hala aksıyor ayağım. Cezaevinde  çıktıktan sonra Silopi'den 5 kızım 2 erkek çocuğum ben ve eşim 9 kişi sınırı geçerek geldik.Köyden çıkarken sadece üzerimizdeki giysilerle çıktık, eşyalarımızın hiç
birini getiremedik bir çok kamp değiştirdikten sonra Maxmur'a geldik.Türkiye de uygulanan politikaları benimsemiyorum, Kürt sorunu çözülmüyor geri dönmeyi bu şartlarda asla düşünmüyorum.Su ve elektrik sorunumuz var aylık verilen erzaklar düzenli gelmiyor.
Bir kızım üniversitede okuyor ekonomik sorunlar yaşıyor, verilen  burslar yeterli değil."