Göç
kenti değiştirdi!
Ankete göre,
Diyarbakır'da tarihi ve kültürel değerlere önem azaldı
Diyarbakır Yerel
Gündem 21 i ve Tarih Akademisi tarafından düzenlenen anket
çalışmasında, Diyarbakır'daki nüfusun yüzde 13'ünün 1925 yılından beri
kentte kaldığı, geriye' kalan nüfusun yüzde 77'sinin 1960 ve 1990
yılından sonra kente yerleştiği belirlendi. Yerel Gündem 21 Genel
Sekreteri feti Süvari, '.'.Kenti sahiplenmede bilinçsizlik;tarihi
tahribe kadar da gidebiliyor" dedi.
"Diyarbakır Kent
Kimliği" adıyla yapılan anket çalışması sonuçlandı. Alan araştırması 2,
veri değerlendimesi 6 ay süren ve 20 anketörün 400 haneye giderek bin 59
kişiyle görüşmesi sonucu hazırlanan anketten, çarpıcı sonuçlar çıktı.
Verilere göre, Diyarbakır'da hane başına ortalama 5 çocuk düşüyor...
Ankete katılanlann yüzde 68'inin evinde, .3 ila 9 çocuk yaşıyor. Anket
verileri Diyarbakır'a göç oranını ve hangi yıllarda yoğunlaştığını
ortaya koyuyor.
Son 25 yıldır göçler
arttı.
Ankete göre;
Diyarbakır nüfusunun yüzde 25'ikente 1960'tan, yüzde S5'i 1980'den,
yüzde 30'u 1990 yılından sonra yerleşti. 1925 yılından itibaren kentte
yaşayan nüfus oram ise, sadece yüzde 13 olarak belirlendi. Anket ayrıca
Diyarbakır'da yaşayanların gelir oranına ilişkin de veri sundu. Ankete
katılanlannyüzde68'i 20 ile 900 milyon lira aylık gelire sahip. Türkiye
ortalamasına bakıldığında ise, 1980'den kent nüfusunun sadece yüzde
5'lik kesiminin ekonomik refah içinde bu yana hızla göç alan yaşadığı
ortaya çıkıyor. Ankete katılanlann yüzde 57.3'ünün belli bir işi
bulunmuyor. Diyarbakır nüfusunun yüzde 53.4'ükendtsine ait evde yaşıyor,
yüzde 31.5'i kiralık evde, yüzde 6'sı da lojmanda oturuyor.
'Ev kadınları yalnız'
Anket ev kadınlarının
yalnızlık yaşadığını da ortaya 'çıkardı. Ankette katılan ev
kadınlarının yüzde 34. 9'u "Sizin bir arkadaşınız var mı?" sorusuna,
"Hiç arkadaşım Yok" cevabını verdi. !
Eski duyarlılık yok
Yerel Gündem 21 Genel
Sekreter Yardımcısı feti Süvari, göçlerden sonra kentte değişimler
meydana geldiğine dikkat çekti. Kent nüfusunun yüzde' 75'ten fazlasının
1960 yılından sonra geldiği Diyarbakır'da birçok sorunun yaşandığını
ve kenti sahiplenme duygusunda da birçok değişimin yaşandığını belirten
Süvari, sosyal ve kültürel anlamda halkın katılımı açısından büyük bir
düşüş göründüğünü vurguladı.
'Sosyalitede çöküş'
"Diyarbakır dendiği
zaman kültür kenti akla geliyor. Arıcak anket sonuçlarında bunun öyle
olmadığı ortaya çıktı" diyen Süvari, sinema, tiyatro gibi yerlerin
açılarak insanların kültürel, sanatsal alanlara teşvik edilmesi
gerektiğini vurguladı Diyarbakır’da sosyalite de bir çöküş yaşandığını
ifade eden Süvari, şöyle devam etti: "Dünyanın her yerinde kent
merkezleri yalnızlığı kışkırtan yerlerdir. Ama bu Diyarbakır'da
maalesef böyle değil." DİYARBAKR-DİHA
ASKER 'BEN YAKTIM' DER Mİ?
KÖYÜ
YAKILANLAR KARAKOLA GÖNDERİLİP ASKER
YAKTI' BELGESİ İSTENİYOR
Van'da tazminat almak amacıyla başvuran 600 kişiden 500'ünün başvurusu,
'Jandarma yaktı' belgesi getirmediği için reddedildi.
SÜRESİ UZATILMIŞTI
AİHM tazminatlarından kurtulmak üzere savaş zararlarının karşılanması
için çıkarılan 'Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların
Karşılanması Yasası' ihtiyaca yanıt vermeyince, geçen hafta süresi
uzatıldı. Ancak Valilik emrindeki Zarar Tanzim Komisyonları'nın
uygulaması, yasayı fiilen işlemez hale getiriyor.
İŞ YOKUŞA SÜRÜLDÜ
Zarar Tanzim Komisyonu, Hakkari ve Van'da zararlarının karşılanması için
başvuranlardan, 'Jandarma Karakolu'ndan köylerini askerin yaktığına dair
rapor' getirmelerini istedi. Karakoldan bu belgeyi getiremeyen
köylülerin başvuruları ise reddedildi. Köylüler bunun için yeniden AİHM
yolunu tutacak.
AKP Hükümeti tarafından çıkarılan '5233 Sayılı Terör ve Terörle
Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Yasası' kapsamında Van ve
Hakkari'de yapılan başvuruların birçoğu incelemeye alınmadan iptal
ediliyor. İptale gerekçe olarak da, başvurucuların askeri karakol
yetkililerinden köyün yakıldığına dair rapor almaması gösteriliyor.
Van'da 5233 Sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların
Karşılanması Yasası'ndan yararlanmak için İl Özel İdaresi'ne gelen 600
dosyadan 500'ü inceleme yapılmadan iptal edildi, Hakkari'de ise şu ana
kadar incelenen 243 dosyanın tamamı iptal edildi. İptale gerekçe olarak,
askeri karakol yetkililerinden köyün yakıldığına ilişkin rapor
alınmaması gösteriliyor.
'Asker söyler mi?'
Uygulamaya tepki gösteren Göç-Der Van Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi
Kıyasettin Gültepe, hiçbir askeri yetkilinin 'Biz köy yaktık'
demeyeceğine vurgu yaparak, 'Köyün yakıldığına dair karakollardan rapor
istenmesi çok mantıksız. Şu ana kadar yapılan 600 başvurudan 500'ünün
iptali, yasanın çıkmadan iflas ettiğinin göstergesidir' dedi.
Uygulamanın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) yansıyacağına
dikkat çeken Gültepe, 'Türkiye'nin, tekrar AİHM önünde zor duruma
düşmeden başvuruların önündeki en büyük engel olan koruculuk sistemini
kaldırması, sivil toplum örgütlerini komisyonlara dahil etmesi ve
sağlıklı bir inceleme yapıldıktan sonra karar verilmesi gerekmektedir'
diye konuştu.
'1 yerine 10 verebilir'
Hakkari'de şu ana kadar yapılan başvuruda incelenen toplam 243 dosyanın
tamamının iptal edildiğini belirten İl Genel Meclis Üyesi Hivzullah
Kansu, Hakkari'de yaşanan çatışmalar döneminde 250'ye yakın köyün
boşaltıldığını aktardı. Bunlardan 142 tanesinin Hakkari merkeze bağlı,
56'sının Çukurca ilçesine bağlı, yaklaşık 50 köyün de Şemdinli ve
Yüksekova'ya bağlı köyler olduğunu belirten Kansu, 'Şimdiye kadar 21 bin
başvuru olmuş, bu başvurulardan 243 tanesi kontrol edilmiş; ama
incelemeye alınan bütün dosyalar reddedilmiş.
Eğer bu uygulama böyle devam ederse devlet '1' yerine '10' vermek
zorunda kalacak. Çünkü bu köylerin hangi uygulamalar sonucunda ve kimler
tarafından boşaltıldığı biliniyor' dedi. Köylülerin mecburen AİHM'e
başvuracağını belirten Kansu, 'AİHM de bir komisyon oluşturup bu
boşaltılan köylere gelirse, bu sefer çok olumsuz şeylerle karşılaşırlar.
Devleti resmen mahkum ederler' dedi. Hatırlanacağı üzere savaştan doğan
zararların karşılanması için çıkarılan yasaya başvuru süresi uzatılmıştı.